Hoş geldiniz!

Forumumuza Kayıt Olarak, Açmış olduğumuz konulara erişebilir Ve Topluluğumuza Katılabilirsiniz!

Şimdi Kayıt Ol! Giriş yap

islam Ne olur bir damla su

  • Konbuyu başlatan alemextra 
  • Başlangıç tarihi
alemextra Çevrimdışı

alemextra 

Admin
Admin
Ayın En iyi Posteri
30 Ara 2023
9,184
2
38
konya

“Ne olur bir damla su!”

bir damla su

Hz. Ebû Bekir Yemen’deki mürtedleri temizleyen Hz. İkrime’yi bir ordu ile birlikte Suriye tarafına gönderdi. Burada Ecnadin’de Bizanslılarla savaştı. Sonra Medîne’ye geri döndü. Daha sonra 636 yılında Yermük Savaşına katıldı.

Hz. Huzeyfe şöyle anlatıyor:
Yermük Muharebesinde idi. Çarpışmanın şiddeti geçmiş ok ve mızrak darbeleri ile yaralanan Müslümanlar düştükleri sıcak kumların üzerinde can vermeye başlamışlardı. Bu arada ben de güçlükle kendimi toparlayarak amcamın oğlunu aramaya başladım. Son anlarını yaşayan yaralıların arasında biraz dolaştıktan sonra nihayet aradığımı buldum.

Bir kan seli içinde yatan amcamın oğlu göz işaretleri ile bile zor konuşabiliyordu. Daha evvel hazırladığım su kırbasını göstererek “Su istiyor musun?” dedim.

Belli ki istiyordu. Çünkü dudakları hararetten âdeta kavrulmuştu. Göz işareti ile “Çabuk hâlimi görmüyor musun?” der gibi bana bakıyordu. Ben kırbanın ağzını açtım suyu kendisine doğru uzatırken biraz ötede yaralıların arasında Hz. İkrime’nin sesi duyuldu:
- Su! Su! Ne olur bir tek damla olsun su!
Amcamın oğlu Hâris bu feryâdı duyar duymaz göz ve kaş işaretleriyle suyu hemen Hz. İkrime’ye götürmemi istedi. Kızgın kumların üzerinde yatan şehitlerin aralarından koşa koşa Hz. İkrime’ye yetiştim ve hemen kırbamı kendisine uzattım.

İkrime hazretleri elini kırbaya uzatırken Hz. Iyaş’ın iniltisi duyuldu:
- Ne olur bir damla su verin! Allah rızâsı için bir damla su!
Bu feryâdı duyan Hz. İkrime elini hemen geri çekerek suyu Iyaş’a götürmemi işaret etti.

Suyu o da içmedi. Ben kırbayı alarak şehitlerin arasından dolaşa dolaşa Hz. Iyaş’a yetiştiğim zaman son nefesini Kelime-i şehâdet getirerek tamamladı. Derhal geri döndüm koşa koşa Hz. İkrime’nin yanına geldim.

Kırbayı uzatırken bir de ne göreyim? Onun da şehit olduğunu müşâhede ettim.
Bâri dedim amcamın oğlu Hz. Hâris’e yetiştireyim. Koşa koşa ona geldim ne çâre ki o da ateş gibi kumların üzerinde kavrula kavrula rûhunu teslim eylemişti.

Hayatımda birçok hâdise ile karşılaştım. Fakat hiçbiri beni bu kadar duygulandırmadı. Aralarında akrabalık gibi bir bağ bulunmadığı hâlde bunların birbirine karşı bu derece fedakâr ve şefkatli hâlleri gıpta ile baktığım en büyük îman kuvveti tezâhürü olarak hâfızama âdeta nakşoldu!..”
 

Konuyu görüntüleyenler

  • Din Kültürümüz
  • Evliya ve Embiyalar
  • Yasal Uyarı Görmek İçin Tıkla
    Geri
    Üst
    Combeki Media