Hoş geldiniz!

Forumumuza Kayıt Olarak, Açmış olduğumuz konulara erişebilir Ve Topluluğumuza Katılabilirsiniz!

Şimdi Kayıt Ol! Giriş yap

Milli Harzemşahlar Devleti

  • Konbuyu başlatan alemextra 
  • Başlangıç tarihi
alemextra Çevrimdışı

alemextra 

Admin
Admin
Ayın En iyi Posteri
30 Ara 2023
9,180
2
38
konya
Harzemşahlar Devleti

XI. yüzyılın sonlarında Harezm'de kurulan ve 1230'da yıkılan Türk imparatorluğu. Harezmşahlar soyunun kurucusu Anuş Tigin. Garca adlı bir Türk kölesidir. Garca. Büyük Selçuklu emîrlerinden Bilgi Tigin tarafından. Gürcistan'dan satın alınarak saray hizmetine verildi. Kısa bir süre sonra. başarılı çalışmaları sebebiyle. Harezm valiliğine getirildi. Ölümünden sonra. oğlu Kutbeddin Muhammed. Muhammed Harezmşah unvanıyla. Sultan Sencer tarafından Harezm'e gönderildi.

Otuz yıl süre ile Harezm'i yöneten Kutbeddin Muhammed. iyi bir yönetici. anlayışlı bir siyaset adamı idi. Zamanında Harezm. büyük bir ilerleme gösterdi. Kutbeddin'in ölümünden sonra. büyük oğlu Kızılarslan Atsız. Harezmşah olarak görevlendirildi. Atsız. ilk zamanlarda Selçuklulara bağlı kaldı. Sultan Sencer ile birlikte seferlere çıktı. Kendi gücünü arttırmak için. Cend ve Mangışlak gibi. Seyhun ötesindeki sahalara kadar ilerledi. Bir süre sonra Sencer ile arası açıldı. Sencer. Atsız'ı beğeniyordu.

Bunan yararlanan Atsız. bağımsızlığını ilan etti. Selçuklu memurlarını hapsederek. mallarına el koyduğu gibi. Horasan yollarını da kapattı. Bu sırada Belh'te bulunan Sencer. büyük bir ordu ile Harezm üzerine yürüdü (1138). Yapılan savaşta. Atsız'ın ordusu yenilgiye uğradı. oğlu Atlığ da esir edilerek öldürüldü. Sencer. Harezm'in yönetimini Süleyman bin Muhammed'e vererek vezir. atabey. hâcib gibi memurlardan meydana gelen bir dîvan kurdu. sonra Merv'e döndü (1139).

Bu durum. Harezm halkını gücendirdi. Bundan da faydalanan Atsız'ın çalışmaları sonucu. Süleyman ve adamları. Harezm'den ayrılmak zorunda kaldılar (1140). Bir yıl sonra Harezm hâkimiyetini elde eden Atsız. Sencer'e bağlılığını bildirdi (1141). Sencer. aynı yıl. Karahıtaylarla yaptığı savaşta yenildi. Bunun üzerine Atsız. tekrar bağımsızlığını ilan etti. Horasan üzerine yürüyerek. Sencer'in (Selçuklu) başkenti Merv'i ele geçirdi. 1142'de de Nişapur'u alarak kendi adına hutbe okuttu.

Ancak. Atsız'ın bu başarısı çok uzun sürmedi. Horasan'da hakimiyetini tekrar kuran Sencer'in üzerine geldiğini duyan Atsız. aldığı yerleri boşaltarak Harezm'e döndü. Tekrar. Sencer'e bağlılığını bildirdi (1144). Merv'den aldığı hazineleri geri verdi. Karahıtaylara her yıl 20 000 dinar altın vermeyi kabul etti. Bir taraftan da Sultan Sencer'i öldürtmek için Merv'e iki fedaî gönderdi. Durumu haber alan Sencer. bu suikast teşebbüsünden kurtulduğu gibi. Harezm'e karşı üçüncü defa sefere çıktı (1147).

Hazarasb kalesini. iki aylık bir kuşatmadan sonra aldı. Harezm'in başkenti olan Gürgenç önlerine geldi. Bu sırada araya giren bir dervişin ricasını kırama*****. Atsız'ın atından inip toprağı öperek. kendisini metbu tanıma isteğini kabul etti. Fakat Atsız. atından inmeden. Sencer'in isteğini başıyla selam vererek yerine getirdi. Bunun üzerine Sencer. Merv'e döndü. Horasan üzerindeki niyetlerini bir tarafa bırakan Atsız. Seyhun kıyılarını aldı (1152). Oğuz-Selçuklu savaşında Sultan Sencer. Oğuzların eline esir düştü. Bu olay üzerine Atsız. bir yandan Sencer'i kurtarmağa. bir yandan da Oğuzlarla Sencer'in arasını bulmağa çalıştı.

Sencer'in esaretten kurtulmasından sonra. ona tebrik mektubu göndererek. emrinde olduğunu bildirdi. Aynı yıl temmuz ayının otuzuncu günü öldü (1156). Atsız'ın yerine veliaht olan Ebu Feth İl-Arslan geçti. Harezm'de bulunan amcaları İnal Tigin ve Yusuf'u. kardeşleri Hitay Han ile Süleyman Şah'ı öldürten İl-Arslan. rakipsiz olarak Harezmşah tahtına çıktı. Sultan Sencer'in ölümü. Harezmşah Devletini. Doğu İran'ın en güçlü devleti haline getirdi (1157). Sencer'e bağlı mahallî hanedanlar. Oğuz reisleri. Büyük Selçuklu emîrleri. yönettikleri bölgeleri genişletmek için büyük bir çaba gösteriyorlardı. Irak'taki Selçuklu Sultanı Gıyaseddin Muhammed bin Mahmud'un durumu pek sağlam değildi. İl-Arslan. bu durumdan yararlanarak. bağımsızlığını ilan ettiği gibi. durumu Selçuklu sarayına da duyurdu.

İl-Arslan. Selçuklu emîrlerinin doğu İran'da yaptıkları muharebelere. zaman zaman. çıkarı için karıştı. Bağdat halifesi ile Irak Selçuklu sultanı arasında aracılık etti. Nişapur'u kendisine merkez yaptıktan sonra Tus. Bistan. Pamyan taraflarını da ele geçirdi. Karahıtaylar. Harezm üzerine yürüdüler (1172). İl-Arslan. öteki Harezmşah hükümdarlarının yaptığı gibi. topraklarını su altında bırakarak savunmak istedi. Aynı yıl. hastalanarak Nişapur'da öldü. İl-Arslan'ın ölümünden sonra küçük oğlu Celaleddin. Harezmşah tahtına oturdu. Cend'de vali olan büyük kardeşi Tökiş. Celaleddin'in emrini yerine getirmediği gibi.


Karahıtaylara sığınarak. askerî yardım talebinde bulundu. Karahıtaylar. Tökiş'in isteğini olumlu karşıla*****. çok kuvvetli bir orduyu onun emrine verdiler. Bunun üzerine Celaleddin Şah ve annesi. Harezm'den ayrılarak. Irak Selçuklularının nâibi Melik Ay-Aba'nın yanına geldiler. Kardeşinin kaçması üzerine Tökiş (1172-1200). kolayca Harezmşah tahtına geçti. Tökiş. ailenin en büyük hükümdarlarından birisi olarak ün kazandı. Saltanatının ilk yıllarında. kardeşi Celaleddin Şah. Melik Ay-Aba ile onun üzerine yürüdü. Tökiş. Subarlı kasabasında Ay-Aba'yı bekledi. Ordusunu pusuya düşürüp yok etti. Ay-Aba'nın başını kestirdi (1174). Celaleddin Şah ve annesi. bu başarısızlık üzerine Dihistan'a kaçtılarsa da. Tökiş. Terken Hatun'u yakalatıp öldürttü. Celaleddin Şah ise Gur sultanı Gıyaseddin'e sığındı. Çok geçmeden Tökiş ile Karahıtayların arası açıldı. Bu durumu öğrenen Celaleddin Şah. Karahıtaylar ile birleşerek Harezm'e yürüdü.

Harezm. topraklarını sular altında bırakarak. başkentte kendisini savundu. Büyük bir savaşı göze alamayan Karahıtaylar. geri çekildiler. Yalnız. Celaleddin Şah'a bir miktar asker vererek Merv. Serahs şehirlerini içine alacak küçük bir emîrlik kurmasına yardımcı oldular. Zaman zaman. kardeşi Tökiş ile dostça geçinen Celaleddin Şah. kardeşinin İran seferinde bulunuşunu fırsat bilerek Nişapur üzerine yürüdü (1187). Başarı sağlayamadan Merv'e dönmek zorunda kaldı. Bir süre sonra burada vefat etti.

 
alemextra Çevrimdışı

alemextra 

Admin
Admin
Ayın En iyi Posteri
30 Ara 2023
9,180
2
38
konya

Kardeşinin ölümünden sonra Tökiş bütün Doğu İran ve Horasan'a söz geçirmek ve oraları buyruğu altına almak istedi. Abbasî halifesi Nâsır ile anlaşarak Selçuklu sultanı II. Tuğrul'u yendi ve öldürttü (1194). Hemedan ile öteki Selçuklu kalelerini ele geçirdi. Selçuklu Sultanlığının yıkılışından sonra Tökiş kendisine sultan unvanını verdi kestirdiği sikkelere bu unvanı yazdırdı.

Harezmşahların Batı İran'da üstünlük kurmaları kolay olmadı. Tökiş ölümüne kadar İran işleriyle uğraşmak zorunda kaldı. İsfahan'ı Kutluğ İnanç'a Rey'in idaresini onun oğlu Yusuf'a verdi. Büyük emîrlerinden Mayacuk'u atabey yaptı. Kendisi Harezm'e döndü. Bu sırada Halife ordusunun Irak'a yaptığı saldırı püskürtüldü. Yusuf Hanın Rey'den ayrılmasıyla Mayacuk yönetimi ele aldı. Durumu düzeltmek için Tökiş üçüncü defa Irak seferine çıktı (1196). Bağdat ordusunu yendi. Hemedan'ı kendisine sığınmış olan Atabey Özbek'e İsfahan'ı da oğlu Erbaş'a verdi. 1198'de Mayacuk ayaklandı. Tökiş onu yendi ve öldürttü. İsmailîlerin elinde bulunan bazı kaleleri aldıktan sonra Harezm'e döndü orada öldü (1200). Oğlu Alâeddin Muhammed onun yerine geçti.

Büyük kardeşi Melikşah'ın 1197'de ölümünden beri veliaht olan Alâeddin Muhammed önce Gur sultanları Şahabeddin ve Gıyaseddin ile savaştı. Tökiş'in ölümünden faydalanan bu sultanlar Merv ve Tus şehirlerini aldıktan sonra Nişapu'u ele geçirdiler. Hindu Han Melikşah'ı Alâeddin'e karşı koz olarak kullanmak için Merv ve Serahs vilâyetlerinin idaresiyle görevlendirdi. Nişapur'a yürüyen Alâeddin Gurluları ülkelerine serbestçe dönmek şartı ile bıraktı. Merv ve Serahs'ı geri aldı. Hindu Han

Gur ülkesine dönmek zorunda kaldı. Harezm'e dönen Alâeddin bir yıl sonra Herat üzerine yürümeye karar verdi fakat Sultan Şahabeddin'in Harezm'e yürümek için ordu hazırladığını duyunca bundan vazgeçti. Harezm'e çekilen Alâeddin'in ardından Gurlular da Tus'a geldiler. Kardeşi Gıyaseddin'in ölüm haberini alan Şahabeddin Gur'a döndü. Bunun üzerine Alâeddin Herat'ı almak istediyse de başarı kazanamadı. Gur'da durumunu düzelten Şahabeddin hızla Harezm üzerine yürüdü.

Alâeddin daha önceki savunma usulüne başvurarak Harezm'in o çevresini sular altında bıraktı. Fakat Gur ordusu Harezm tarihinde ilk defa olarak kırk günde bu bölgeyi geçti ve Alâeddin'in ordusunu yendi. Karahanlı sultanı Osman ve Karahıtay orduları Alâeddin'in yardımına geldi. Gurlular ağırlıklarını yakarak geri çekildiler. Onları takip eden Alâeddin Hazarasb'da Gurlular'ın sağ kolunu dağıttı bir çok esir ve ganimetle döndü. Karahıtay ordusu ile Anahod önünde Şahabeddin'in ordusunu çevirerek iki gün süren bir savaştan sonra mağlup etti.

Zorlukla Anahod kalesine sığınan Şahabeddin Semerkand sultanı Osman'ın aracılığıyla büyük bir fidye karşılığında Gazne'ye dönebildi. Karahıtayların başarısı Harezmşah'ı korkuttu. Bu yüzden bir süre sonra Gurlu Sultanı Şahabeddin ile dostluk kurmak için Gazne'ye elçi gönderdi. Hindistan'da büyük başarılar kazanan bu Müslüman hükümdar dinsiz Karahıtaylar'dan öc almak istediği için Alâeddin'in dostluk teklifini iyi karşıladı. 1205'te ordusunun eksiklerini tamamlamak için Hindistan'a bir sefer düzenledi. Dönüşünde de Alâeddin'e haber göndererek Karahıtaylar üzerine yürüyeceğini bildirdi. Fakat

bir Hintli veya Batınî tarafından hançerlenerek öldürüldü (1206). Onun ölümünden sonra Gurlular yıkıldı. Harezmşah Alâeddin bu durum karşısında Nişapur'a emîrler göndererek Horasan ordusunu Herat'ı almak için görevlendirdi. Kısa zamanda Herat alındı valiliğine Hüseyin getirildi. Ordusunun başında Belh'e yürüyen Alâeddin kuvvetli bir kuşatmadan sonra burayı teslim aldı (1207).

Alâeddin'in bu tarihten sonra karşısında bulunan siyasî ve askerî güç Karahıtaylardı. Harezmşahların her yıl vergi vermek zorunda oldukları bu devleti ortadan kaldırmak Alâeddin'in en büyük hedefi idi. Bunu gerçekleştirmek isteyen Alâeddin büyük bir orduyla Mâverâünnehir seferine çıktı. Karahıtayları yenerek Buhara'yı aldı (1208). Bu tarihten sonra Karahıtaylar bir daha toparlanamadılar. Küçlük kumandasındaki Naymanların Cengiz'in önünden kaçarak Karahıtay topraklarına girişi bu devletin yıkılışını kolaylaştırdı. Ayrıca Semerkand Alâeddin tarafından zapt edildi (1212). Mâverâünnehir kesin olarak Harezmşahların hakimiyeti altına girdi. Gazne'yi alan Alâeddin bu bölgenin yönetimini büyük oğlu Celâleddin'e verdi (1215).

İran'a sefer yaptı (1217). Fars ve Âzerbaycan atabeylerini itaat altına aldıysa da Hemedan'dan Esedâbâd yolu ile Bağdat'a gönderdiği ordu ağır kış yüzünden ağır bir kayba uğra***** dağıldı (1218). Bu sırada Cengiz'in zaferlerini duyan Alâeddin bilgi edinmek için Moğol hakanına bir elçi gönderdi. Cengiz'in gönderdiği elçilik heyetini kabul etti. Cengiz elçisi aracılığıyla Alâeddin'e dostlukla ticaret ilişkilerinin sıkılaştırılması dileğini bildirdi. Fakat bir süre sonra Cengiz'in bir kervanı Otrar'da Alâeddin'in Muhammed'in valisi İnalcuk tarafından yağmalanarak kervanda bulunanlar öldürüldü. Kervandan kaçıp kurtulabilen bir kişi

durumu Cengiz'e bildirdi. Bunun üzerine Cengiz Harezmşah'a bir heyet göndererek Gayır Han diye bilinen İnalcuk'un teslimini ve malların tazminini istedi. Alâeddin Muhammed bu isteği şiddetle reddederek Cengiz ile savaşa karar verdi. Alâeddin'in bu kararı Harezmşah İmparatorluğunun birden ortadan kaldırılması Doğu İslâm dünyasında yüz binlerce Müslüman’ın ölümü birçok şehir ve eserin yakılıp yıkılmasıyla sonuçlandı.

Cengiz Harezmşahlara karşı 200 000 kişilik bir ordu hazırladı. Alâddin Muhammed kurduğu harp meclisinde Moğol ordusunun Seyhun nehri kıyısında karşılanması görüşünü kabul etmeyerek Mâverâünnehir'de savaş yapılmasını kararlaştırdı. Kuvvetlerini büyük şehir ve kalelere dağıttı. Bu kuvvetlerin başına ayrı ayrı kumandanlar getirdi kendisi de Horasan'a geçti. Cengiz ordusunu küçük birliklere ayırıp Mâverâünnehir'in sağlam kalelerini birer birer ele geçirdi savunan ve kendini koruyan şehirleri yakıp yıktı. Kısa bir süre içinde Buhara ve Semerkand Otrar Sıgnak Barçlığ Kend Cend Benâkend ve Hocend gibi şehirler

Cengiz'in eline geçti. Mâverâünehir'in en güçlü savunma merkezi olan Semerkand Türk kumandanının büyük kahramanlık göstermesine rağmen teslim oldu. Cengiz ordusuna küçük vilâyetlerin alınmasını emretti. Belh'te bulunan Alâeddin Irak'a oğlu Rükneddin'in yanına gitmek bahanesiyle Tus'a kaçtı. Moğollar her yanda hızla ilerliyorlardı. Nişapur ve Bistâm yoluyla Rey'e gelen Alâeddin oğlunu da yanına alarak Devletâbâd yakınlarında Moğolları durdurmak istedi. Yenilerek Abiskun'da bir adaya sığındı. Biraz sonra burada hastalanarak öldü (1220). Yerine oğlu Celaleddin geçti.

Harezm'e dönen Celaleddin veliahdlığını tanımak istemeyen bazı Türk kumandanlarının kendisini öldürteceklerini Moğolların da yaklaştığını öğrenince Horasan'a kaçtı. Bir süre sonra iki kardeşi Uzlug Şah ve Ak Şah Horasan'a geldiler. Harezm'de toplanmış olan 90 000 kişi Humar Tigin adlı bir emîrin idaresi altında Harezmşahların merkezi Gürgenç'i (Harezm-Ürgenç) dört ay savunduktan sonra Moğollara teslim olmak zorunda kaldılar (1221). Celaleddin Harezmşah imparatorluğun ortasından koparabildiği ve kurtarabildiği insanlarla Harezmşah devletini vefatına kadar sürdürdü. Moğolların doğuda ve batıda yayılmasını bir süre geciktirdi.

Devlet İdaresi

Harezmşah devletinin ilk çekirdeğini Büyük Selçuklu Devletine bağlı Harezm'i yöneten bir Türk ailesi kurdu. Hükümdar ve sülalesi ile devlet hazinesinden yararlananların dışında bütün halk vergi öderdi. Sınırları korumak asayişi sağlamak devletin göreviydi. Bu görev ücretli askerler belirli bir toprağın vergisini almakla yetkili sipahiler tarafından yapılırdı. İdare maliye adliye işleriyle uğraşan kurumlarda çalışan görevliler bir çeşit bürokratik aristokrasi meydana getirirlerdi. Büyük küçük hemen hemen bütün memuriyetler babadan oğula geçerdi. İdarî müesseseler Büyük Selçuklu Devletinin aynıydı. Alâeddin zamanında mahallî bağımsız beyliklere ve hanedanlıklara son verilerek merkezî yönetim sistemi uygulandı. Bağımsız eyaletten önce tâbi bir devlet

sonra bir imparatorluk durumuna gelince saray teşkilatı teşrifat kuralları lâkaplar unvanlar daha gösterişli bir nitelik kazandı. Alâeddin İskender-i Sânî ve Sancar lakaplarını kullandı tuğrasına zıllullah-i fi'l-arz (Allah'ın yeryüzündeki gölgesi) yazdırdı. Şehzadelere genellikle Alâeddin lakabı verilirdi. Hükümdarların lakapları ise önceleri Harezmşah melik iken sonraları şahenşah sultan sultanıâzam olarak değiştirildi. Hükümdarların hepsinin tuğra ve tevkîleri ayrı ayrıydı. Hükümdarlık sembolü bayrak ve çetreydi. Sultan elbiseleri siyahtı. Sarayda sultanın özel bir mızıka takımı vardı. Selçuklu saraylarındaki hâcib çomakdâr çavuş gibi sınıflar Harezm sarayına da girmişti.

Hükümdarın dîvan görüşmelerini kafes arkasından izlemesi Ramazandaki huzur dersleri gibi Osmanlı saray gelenekleri Harezm'de de vardı. Saltanat hususunda Harezmşahlarda yerleşmiş bir kural yoktu. Bu yüzden şehzadeler arasında sık sık taht kavgaları olurdu. Veliahdlar genellikle Horasan'a tayin olunur güvenilir bir Türk kumandanı atabey unvanıyla yanlarına verilirdi. Merkezî idarenin başında bulunan vezir hükümdarın vekili olarak devlet işlerini yürütürdü. Bütün tımarlardan hattâ sultanın hassından öşür alan vezirlerin maiyetinde çeşitli dîvanlar (dîvan-ı tuğra dîvan-ı inşâ dîvan-ı arz dîvan-ı istîfâ dîvan-ı işrâf vb.) vardı. Bu dîvanlar çeşitli idare şubeler niteliğindeydi.

Maliye işleri dîvan-ı istîfâ tarafından yürütülürdü. Vergi düzeni Selçukluların aynıydı. ayrıca zapt olunan yerlerde mahallî gelenekler korunur antlaşma ile genel gelirin üçte biri tutarında vergi alınır olağanüstü durumlarda salma ve müsadere yoluna gidilirdi. Ordu ve askerî işlere dîvan-ı has bakardı. Orduda görevli herkesin belirli değerde bir ikta'ı vardı. İkta sahiplerinin kurduğu büyük süvari gücü imparatorluğun her tarafına yayılmıştı. Bunun yanı sıra doğrudan doğruya sultana bağlı hâssa ordusu başkente yakın bir yerde emre hazır beklerdi. Orduda ayrıca ücretli asker ve köleler de savaşçı olarak görev alırdı. Adlî teşkilâtta şer'î kazâ ile örfî kaza birbirinden ayrılmıştı. Saraylıların işlediği suçlar kendi âmirlerince cezalandırılırdı. Memlekette en çok Hanefî ve kısmen Şâfiî fıkhı uygulanırdı. Toplum hayatında reâya sınıfından başka büyük şehir ve kasabalarda ticaret yapan varlıklı bir tüccar sınıfı yaşıyordu.

Toprak sahibi köylüler arasında topraksız gündelikçiler yarıcılar bulunurdu. Bunların dışında büyük toprak ve sermaye sahibi dihkân sınıfı ve göçebe kabîleler vardı.

Bilim ve Sanat

Harezmşahlar devrinde başkent Cürcân bir bilim ve sanat merkeziydi. Şehirde on büyük vakıf kütüphane vardı. Hükümdar ve şehzadeler iyi eğitim görmüş kişilerdi âlim ve sanatçıları korurlardı. Ebü'l-Fazl Kirmânî Ebu Mansur Hüseyin Ersbendî Ebu Muhammed Harekî gibi kadı vâiz ve filozoflar başkent Cürcân'da toplanmışlardı. Ayrıca Fahr-i Harezm lakabını taşıyan Zemahşerî (1074-1144) Fahrüddîn-i Râzî Şihâbeddin Hivâkî Şemsüddin Muhammed el-Zabî gibi bir çok tanınmış âlim ve şair Harezm'de yaşadılar. Harezmşahlarda bilim ve din dili olarak Arapça ön sırada yer alırdı. Dîvanlar fermanlar Farsça yazılırdı. Yalnız Ahmed Yesevî ve onun yolundan gidenler eserlerini Türkçe yazdılar. Muhammed bin Keys adındaki yazarın Celaleddin Harezmşah'a sunduğu Tibyân-ı Lügati't-Türkî alâ Lisanü'l-Kanglı (Kanglı Dilinde Türk Dili Lügati) bu dönemde yazılan önemli eserlerden biridir.
 

Konuyu görüntüleyenler

Geri
Üst