Hoş geldiniz!

Topluluğumuza Katılın..

Şimdi Kayıt Ol! Giriş yap

Sunnet Ehl-i sünnet

  • Konbuyu başlatan alemextra 
  • Başlangıç tarihi
alemextra Çevrimdışı

alemextra 

Admin
Admin
Ayın En iyi Posteri
30 Ara 2023
9,279
2
38
konya



Hz. Peygamber (s.a.s.)'in sünnetine ve ashâbının (r.a) yoluna bağlı olan ve onların izlediği dini yol ve metodu benimseyenler. Kitap ve Sünnet üzerinde ittifak etmiş ihtilâf ve tefrikadan sakınmış dinde münakaşaya sebep olan hususlarda aklı değil Kitap ve Sünneti kaynak alan nasları esas kabul eden topluluk.

Hz. Peygamber (s.a.s.)'in sünnetine tâbı olanlara ehl-i sünnet; onun sahâbîlerini âdil kabul ederek onların din hususundaki metodunu takip edenlere de ehl-i cemaat ikisine birlikte "ehl-i sünnet ve'l-cemaat" denilmiştir.

"Ehl-i sünnet ve'l-cemaat" tabiri ile ifade edilen müslüman topluluğun sünnet ve cemâata tabi olmak gibi ayırıcı iki önemli özelliği vardır. Sünnet; Hz. Peygamber (s.a.s.)'in söz fiil ve takrirleri ile ahlâki ve beşerî tavırlarıdır.

Ancak konumuz itibariyle sünnetin bu anlamda sınırlarını çizmek hangi çeşitlerinin ne derece bağlayıcı olduğunu tesbit etmek önemli değildir. İslâm hukukçularının sünnetin çeşitlerinin fıkhi bağlayıcılıkları üzerindeki görüş ayrılıkları ve bunun sonucu olarak ortaya çıkan farklı yaklaşım metodları hep ehl-i sünnet çerçevesinde oluşmuş farklılıklardır.

"Sünnet" daha ziyade metod yol izlenilmesi gerekli olan çizgi anlamıyla toplulukların bir ayırdedici özelliği olması açısından karşımıza çıkmaktadır. Bu duruma göre sünnet şöyle tarif edilmiştir: Bir inanç ve âkide etrafında biraraya gelen topluluğun (ümmet) inanç sisteminin akidesinin oluşmasını temin eden yola ve metoda sünnet denilir.

İnsanların bu metodda görüş birliğine varıp bunu uygulaması da cemâat diye isimlendirilmiştir (Şehristânî el-Milel ve'n-Nihal (el-Fisâl kenarında) I 47). Bu anlamda Kur'ân-ı Kerim'de de kullanılmıştır: "Allah'ın nice sünnetleri gelip geçmiştir. Yeryüzünde dolaşın da yalanlayanların âkıbetini görün" (A/u İmrân 3/137).

"Allah'ın sünneti kesinlikle değişmez" (el-Fâtır 35/43). Bu âyet-i kerime'de ifade edilen sünnet Allahu Teâlâ'nın kâinatın yaratılması ve tedbiri için takdir ettiği yol metod anlamındadır. Allah için cebir sözkonusu olamayacağından bu mana İslâm tefekküründe "âdet" kelimesi ile karşılanmıştır.

Sünnet: İslâm toplumunun yani ümmetin oluşması için Hz. Peygamber'in usûlünün esas alınması ve peygamberi usûlü ittifakla takip eden sahabi cemaâtının yolunun izlenmesidir.

İslâm toplumunun fikrî ve amelî oluşumunu sağlayan Allah'ın Kitabı ve Hz. Peygamberin sünnetidir. Bunun için Allah Teâlâ Kur'an ile birlikte Peygambere tabı olup bağlanmanın ve ona itaat etmenin gerekli olduğunu belirtmiştir.

"Allah önceleri açık bir şaşkınlık içinde olan inananlara Allah'ın âyetlerini okuyan kötülükten arındıran Kitabı (Kur'an) ve hikmeti (sünnet) öğreten ve size daha bilmediğiniz nice şeyleri de öğreten bir Peygamber gönderdi" (el-Bakara 2/151). Kötülükten arındırmak (tezkiye) haram ve helâli Kur'an'dan öğrenmek ile tefsir edilmiş hikmet ise ittifakla "sünnet" olarak kabul edilmiştir.

Kur'an farzı vâcibi tayin etme helâli haramı belirleme açısından Allah'ın hükmü ile Rasûlünün hükmünü iki temel esas kabul etmiştir. "Allah ve Rasûlünün yoluna aralarında hüküm vermesi için davet olunduklarında inananlar; "dinledik ve itaat ettik" diye cevaplar. İşte ancak bunlardır kurtulanlar" (en-Nûr 24/5).

Hz. Peygamber (s.a.s.) "size emrettiklerimi yerine getirin yasaklarımı da gücünüz yettiğince terk edin" buyurmuştur (Müslim 412 İbn Mâce Mukaddime 1). Sünnete bağlılık dinî bir zorunluluktur. Kur'an bize yeterlidir düşüncesiyle sünneti ihmal etmek tarih boyunca bütün bid'at fırkalarının ortak özelliği olan gizli bir hıyanet çeşididir.

Hz. Peygamber (s.a.s.) bu durumun ileride ortaya Sıkacağını haber vererek dinî hiçbir kaygısı olmayan bu insanlardan bizi sakındırmıştır. "Tok karınlı koltuğuna yaslanıp size "Kur'an yeterlidir; Kur'an neyi helâl kılmışsa onu helâl bilin neyi haram kılmışsa onu haram bilin" diyen adamların çıkması yakındır.

Haberiniz olsun dikkatli olun: Bana Kur'an ile birlikte (hüküm bakımından) onun bir benzeri (sünnet) de verilmiştir" (Ebû Dâvûd Sünne 6 Ahmed b. Hanbel IV 131).

İmrân b. Husayn (r.a.) bize Kur'an yeterlidir sünnete gerek yoktur diyen bir adama şöyle seslenir: "Ahmak herif: sen Kur'an'da öğlen namazının dört rekât olduğunu kıraatinin gizli okunacağının hükmünü bulabilir misin? Kur'an bize Sok şeyleri müphem bırakmış sünnet onları açıklamıştır."

Abdullah b. Mesud (r.a.) "Allah'ın yaradılış şeklini değiştirenlere lânet ettiğini" haber verirken bir kadın "bunlar Kur'an da var mı?" diye sorar. Abdullah b. Mesud şöyle der: "Var tabii sen şu âyeti okumuyor musun": "Rasûlullah size neyi emrederse onu yerine getiriniz neyi yasaklarsa ondan kaçınınız'' (el-Haşr 59/7; Abdullah b. Zeyd Sünnetü'r-Resûl Şakîkatu'l-Kur'ân s.54).

Hz. Peygamber sünnetine uyulmasını emrettiği gibi kendi ashabına da uyulmasını emir buyurmuştur. Ashâba uyulduğu takdirde insanları doğru yola götüren gökteki yıldızlara benzetilmiştir.

"İçinizde benden sonra yaşayanlar birçok ayrılıklara şahit olacaktır. Size sünnetimi hidâyete erdirilmiş doğru yolu bulmuş halifelerinin sünnetini (yolunu) tavsiye ederim. Ona sımsıkı sarılın âdeta dişlerinizle tutun sonradan çıkacak şeylerden sarılın. Çünkü her uydurma bid'at; her bid'at sapıklıktır" (Ebû Dâvûd Sünne 5).

Kur'an-ı Kerim'de de sahâbîler hakkında şöyle buyurulur: "İlk iman eden en ön safta bulunan muhacirlerle ensar ve onlara iyilikle tabı olanlardan Allah razı oldu. Onlar da Allah'dan razı oldular.

Allah onlar için ebedî kalacakları altında ırmaklar akan cennetler hazırlamıştır. İşte büyük kurtuluş budur" (et-Tevbe 9/100). Allah'ın sahabeleri övmesi sonradan gelen ümmetin onlara tabı olmasını övülmek için onlara uyun onlar gibi olun manasını zımnen ifade eder. Sahabelerden sonra gelen

Tabiîn cemaâtından da iyilikle sahabelere uyanların; Allahu Tealâ'nın övgüsüne dahil olduğunu görüyoruz. Hz. Peygamber (s.a.s.) bir hadisinde bunu şöyle açıklar: "Ümmetimin en hayırlı dönemi benim içinde yaşadığım dönemdir.

Sonra da onların peşinden gelenlerin dönemidir" (Buhâri Fedâilu's-Sahâbe 1). Sahâbilerin Allah ve Rasûlü tarafından övülmesi sonrakilerin de onların yoluna iyilikle uymak kaydıyla bu övgüye dahil olması hadis-i şeriflerinde uyulması tavsiye edilen "cemaât"ın sahâbîler ve tabiin cemaâtı olduğunu gösteriyor.
 

Konuyu görüntüleyenler

  • Din Kültürümüz
  • Hadis, Kıssa, Dua, Sünnet
  • Yasal Uyarı Görmek İçin Tıkla
    Geri
    Üst
    Combeki Media